Minimalizim: Less is More…

‘Az, çoktur’ deyimini bugüne kadar mutlaka duymuşsunuzdur. Minimalizm için sıklıkla söylenen bu söz aslında çok şey ifade eder. Tasarımda sadeleşmenin ne kadar zorlayıcı olduğunu anlatmaktadır. Bu sadeleşme hem çok az öğe kullanıp bir bütün oluşturmayı hem de basit, özensiz ve sığ görünmemeyi gerektirdiği için zordur. Kombin gereken hemen her alanda karşılaştığımız minimalizm kavramı, 1950’li yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başlamış ve kendini modern sanat ve müzikle ortaya koymuştu. Bir akım haline gelen bu yaklaşımda sadelik ön plana çıktığı gibi bu sadeliğin taşıması gereken bir şıklık da aranmaya başlamıştı. Zamanla kıyafetlere, mekanlara kısacası tasarımın girdiği her yere bir yöntem olarak yayılan bu tarz kendi içinde felsefi olarak anılmaya bile başladı.

Yazımızın başında söylediğimiz ‘Az, Çoktur’ sözü de aslında bu kadar anlam yüklenebiliyor olmasından kaynaklanıyor. Örneğin minimalizm, daha azıyla yetinmek şeklinde anlatmak yerine, ihtiyaç duyulan her şeyin varlığı ve bunun bir tasarım diline sahip olması şeklinde anlatılmaktadır. Öyle ki, gereksiz fazlalıklarından bütünüyle arındırılmış bir tasarımda gerek duyulan her öğe varlığını sürdürürken yakalanan şıklığa artı olarak dinginlik de eşlik etmektedir.

Çevrenizi sakinleştirin Her gün yeni bir teknolojik ilerlemenin yaşandığı ve hepimizin gündelik hayatını derinden etkilendiği günümüzde, ihtiyacımız olan şey tam da biraz sakinlik ve dinginlik. Çevremizi her gün daha fazla saran dijital dünya ve sunduğu kolaylıklarla yaşam biçimimize dönüşen elektronik cihazlar, hepimizi yoğun bir iletişim yığınının içinde yaşatıyor. Dikkatimizi sürekli bir yöne çeken bu yeni iletişim çağında, kişisel alanda biraz basitlik ve sadelik ihtiyacımız olan dinginliği sağlayabilirmiş gibi görünüyor. İşte tam da burada minimalizmin gittikçe artan değeri karşımıza çıkıyor. Bu akımın verdiği huzuru yaşayanlara baktığımızda öncelikli olarak yaşadıkları minimal evleri ve sade dekorasyon kombinlerini görmemiz mümkün. Günümüzün çoğunu geçirdiğimiz yaşam alanlarında biraz sakinlik aramamızdan daha doğal bir şey yok diye düşünenlerdenseniz, birazdan değineceklerimizin ilginizi çekeceğine eminiz. Mekanlarda minimal dekorasyon fikirleri, minimal evler yaratabilmeniz için oldukça işinize yarayacak bilgiler olacak.

Öncelikle, minimal olmanın çok az şeye sahip olmak demek değil aksine ihtiyacınız olan her şeye sahip olmak anlamına geldiğini unutmayın. Ama sadece gerçekten ihtiyacınız olan şeylere… Çevrenize kısaca bir göz gezdirin ve gördüğünüz şeylerin hangisine gerçekten ihtiyacınız olduğuna karar verin. Salon, yatak odası, yemek odası, gardırop ve duvarlardaki aksesuarlar da bunlara dahil. Bu şekilde düşündüğünüzde çevrenizden öyle çok eşya kalkmış olacak ki buna siz bile şaşıracaksınız. Minimal dekorasyonun ilk adımını böylelikle atmış bulunuyorsunuz. Minimalizmiçin sonraki adımda, çevrenizde ihtiyacınız olan pek çok küçük şeyin ne kadar dağınık ve yoğun bir görüntü oluşturduğuna dikkat edin. Kalemler, anahtarlar, bir köşede unutulmuş küçük objeler ve daha pek çoğu bunlara dahil. Her birini düzenli tutacak küçük saklama kutuları ve askılar bu konuda hayal ettiğinizden çok daha büyük bir etki yaratacaktır. Burada kullanabileceğiniz yeni fikirlerden biri de aynı işlevi gören farklı eşyalardan kurtulmaktır.

Son olarak mekanda var olan hakim rengin, minimalist bir dekorasyon için vazgeçilmez bir önemi olduğunu hatırlatalım. Özellikle duvarlarda kullandığınız renkler, minimalist dekorasyondaki sadeliği ön plana çıkaracaktır. Beyaz renk tabii ki her zaman ilk tercih edilendir. Ancak uçuk pastel tonlardaki seçimlerin de uygun olacağını unutmayın. Duvarlarda kullanacağınız az sayıda tablo da mekana kattığınız etkiyi artıracaktır. Bu küçük bilgilerle

başlayıp biraz daha araştırma yaptığınızda eminiz ki sizde hayallerinizdeki mekanı oluşturacak ve dinginliğin keyfini çıkarabileceksiniz.

Yorum ekle